8 Ağustos 2007 Çarşamba

İftira, Son Söz, Sükût Lehçesi, HZ. Mevlana

Merhaba Dostlar


Her hafta geleneksel olarak yazdığım yazıların bir başkasına daha başlıyorum. Bu yazım da sizlerle muhabbetimiz gibi, biraz komik, biraz düşündürücülü, biraz da bazı konulara cevap olarak yazıyorum. Son aylarda e-muhtıra yazan yazana. Benimde olsun bari:)

Biz demek önce ben olarak başlar. İnsanlar grup oluştururken, oluşturacağı grubun içeriğini kendisi belirler. Yani "Ben" olarak başlar. İstersen bazı grupları inceleme altına alıp, müşahadesini siz yapabilirsiniz.

Geçtiğimiz sene 2007 yılı UNESCO tarafından "Mevlana Yılı" ilan edilmişti. Güzel ülkemizin aziz insanları kendi öz değerleri üzerinden gidip gruplar oluşturur, o değerleri kullanır, kendine göre yontar, der ki; işte şimdi bir kuşa benzedi. Halkda infiala yol açacak olayların baş mimarı olur, sonra der ki bunu mücrim bir şahıs yaptı.

İnsanların insan olması için yapılan olaylarda "acaba noldu da böyle oldu? Benim hatam nerede idi?" gibi soruları kendine sormasıyla başlar. Kimi için terimler sıkıcı gelebilir. Çocukluk ve ergenlik döneminde de banasıkıcı geliyordu. Ama sonrasında hayatın en göbeğinde karşıma çıktı terimler. Ne acı değil mi?

Herkes sorabilir şimdi. Konudan konuya atlıyorsun. Ne demek istiyorsun?

Şunu demek istiyorum:

Müslüman-Türk halkının temel objelerini kullanarak insanların neler yaptığını görüyorum. Bunların arasında sanatçılar, organizasyon şirketi sashipleri ve bunlara yardımcı olan şirketleri dengeli ve subjektif olarak süzüyorum. Bu güne kadar sükût lehçesini kullanmamdaki amaç, dostlarımın hatrını kırmamaktı. Bazı sevdiğim insanları kırarak, hatta eşimden özür dileyerek, sesli lehçeyi kullanacağım.

Hakkımda daha önce atılan iftiralarda suç bastırdığım ve onları nasıl olduysa bazı insanları inandırdığım gibi çoooook komik sözleri okudum. Okurken göbeğim çatlayasıya kadar da güldüğümü. Benim ne yaptığımı bilen ve yaptıklarımın nedenini sorgulanmayan bir hayat görüşüm var. Bunun nedeni, yaptığım işlerin her hepsinin ispatı olması ve gönlüme kadar herşeyin olmasıdır. Ben bazı insanlara ispatları Resmi Evrakla yapmışımdır. Eğer ki o kişilerde görmek isterse onları Türk Adaletinin önüne davet ediyorum. Yüce Allah'ın adaletine ise ahirete bile bırakmayacağını kendi adım gibi biliyorum. Yok illa biz görmek istiyoruz derlerse onları Türk Silahlı kuvvetlerinin Dökümantasyon Sisteminden onalra vereceğim Dosya numarasından da bulabilirler diyorum.

Haklıya haklı, haksız kişilere haksız demişimdir. Bunun harici bir hayat felsefem olmadı. Kimilerine insanca yaklaşırsınız, insanca cevap verirler, kimilerinde ise hayvanca ceap alırsınız. Dünya kurulduğundan beri böyledir. Bu yazıyı okuyan herkese şunu düşünmesini istiyorum; "Hayatla ilgili nerede hata yaptım?".

Son Söz:

Talipli yoktur sevgiye,
Anlamadım, neden, niye?
Canlar gücenmesin diye
Can attım gül atamadım
Suları ıslatamadım. (A.Karakoç)

Muhabbetle.